İçeriğe geç

Aydede dergisi kime aittir ?

Aksansaglik okurlarına özel bu yazımızda “Aydede dergisi kime aittir” konusunu derinlemesine inceliyoruz.

Aksansaglik sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Aydede dergisi kime aittir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Ezel Erverdi kimdir? İzmir sokaklarında başlayan tuhaf bir merak hikâyesi

İzmir’de sabahları en zor şey kahvaltı yapmak değil; apartmandan çıkarken “bugün kimle karşılaşacağım ve buna zihinsel olarak hazır mıyım?” sorusuna cevap vermektir. Ben de 25 yaşında, bu şehirde biraz fazla düşünen ama bunu sürekli espriye vuran biriyim. Dışarıdan bakınca “rahat çocuk” gibi duruyorum ama iç sesim genelde şöyle:

“Abi o marketteki kasiyer sana neden ‘iyi günler’ dedi? Acaba gizli bir mesaj mıydı?”

İşte böyle bir zihinsel karmaşanın içinde bir gün “Ezel Erverdi kimdir?” sorusu karşıma çıktı. Basit bir soru gibi duruyor ama beynim bunu aldı, çevirdi, büktü ve sonunda bana bir tür şehir efsanesi dosyası hazırladı. Çünkü bazı isimler vardır; Google’a yazarsın ama cevap bulmak yerine daha fazla soru çıkar.

Ezel Erverdi kimdir? sorusunun kafamda açtığı dosya

Bir ismi ilk duyduğumda genelde iki şey yaparım:

1. Gerçek bir insan mı diye düşünürüm

2. Değilse kesin bir film karakteridir derim

Ezel Erverdi ismini ilk duyduğumda da aynı süreç çalıştı. Beynim şöyle dedi:

“Bu ya çok önemli biri… ya da bir lise grubunun proje ödevi için uydurduğu karakter.”

Ben de tabii ki üçüncü seçeneği seçtim:

“Muhtemelen ben yanlış hatırlıyorum.”

Ama İzmir’de yürürken insanın zihni boş kalmıyor. Kordon’da yürüyorsun, deniz var, simitçi var, martılar var… bir de sen varsın ve iç sesin.

“Tamam,” dedim kendi kendime, “Ezel Erverdi kimdir? bunu çözmeden bugün içim rahat etmeyecek.”

Kordon’da varoluşsal araştırma: Bir simit, iki martı, üç düşünce

Kordon’da oturmuşum, elimde simit. Martılardan biri bana fazla yakın uçuyor. Bu genelde iki anlama gelir:

Ya simidi istiyor

Ya da hayatımı sorgulamam gerektiğini düşünüyor

Ben ikinciyi seçtim.

Tam o sırada iç sesim devreye girdi:

“Bak şimdi, Ezel Erverdi kimdir? diye düşünüyorsun ama aslında sen de kim olduğunu bilmiyorsun.”

Cevap vermedim. Çünkü bazen iç sesle tartışmaya girersen kaybediyorsun, o kesin.

Simitten bir ısırık aldım ve dedim ki:

“Belki de Ezel Erverdi, hepimizin kafasında yarım kalan bir isimdir.”

Bu cümle çok dramatik oldu. O yüzden hemen ardından bir kedi gördüm ve gerçek dünyaya geri döndüm.

Arkadaş ortamı testi: Ezel Erverdi kimdir? sorusunu insanlara sormak

Akşam oldu. Arkadaş grubuna girdim. Bizim grup zaten başlı başına sosyolojik bir deney gibi. Biri sürekli futbol konuşur, biri kriptoya inanır, biri de her şeye “ben demiştim” der ama hiçbir şey dememiştir.

Ben dedim ki:

“Beyler Ezel Erverdi kimdir?”

Sessizlik.

Sonra biri:

“Abi yeni dizi karakteri mi bu?”

Diğeri:

“Borsa hissesi gibi duruyor, ben girerdim.”

Kriptocu arkadaş hemen atladı:

“Pump mı yapılıyor?”

Ben o an anladım ki soru sadece benim kafamda değil, kolektif bir bilinmezlik yaratıyor.

İç sesim fısıldadı:

“Kontrol kaybediliyor.”

Ben de yüksek sesle dedim ki:

“Yok ya, sadece merak ettim.”

Ama kimse inanmadı. Çünkü hiçbir şey “sadece merak ettim” kadar şüpheli değildir.

Bir isimden fazla: Zihnin Ezel Erverdi üretme kapasitesi

Gece eve döndüğümde düşündüm. Bazen insan isimleri bile zihinsel bir proje haline geliyor. Ezel Erverdi kimdir? sorusu artık bir kişiden çok bir düşünce deneyine dönüşmüştü.

Kafamda sahne kurdum:

Bir ofis.

Bir masa.

Üzerinde “Ezel Erverdi” yazan bir dosya.

Birisi geliyor ve diyor ki:

“Bu kişi kim?”

Diğeri cevap veriyor:

“Henüz kim olduğunu biz de bilmiyoruz. Ama önemli biri olduğu kesin.”

Ben bu sahneyi kurarken fark ettim ki, beynim boş kalınca Netflix yazarı gibi çalışıyor.

İç ses:

“Bu kadar dramatize etme.”

Ben:

“Sen sus.”

İzmir gecesi ve fazla düşünen zihin sendromu

İzmir geceleri garip bir şeydir. Sokaklar sakinleşir ama kafa içi trafik artar. İnsan dışarıdan “rahat” görünür ama içerde 17 sekme açık tarayıcı gibi yaşar.

O gece yatağa uzandım. Tavanı izlerken düşündüm:

“Ezel Erverdi kimdir?”

Sonra birden fark ettim ki bu soru aslında başka soruların kılığına girmişti:

Ben neyi merak ediyorum?

Neden bazı isimler kafama takılıyor?

Hayat neden 3 saatlik düşünme seansına dönüşüyor?

İç sesim yine devrede:

“Uyusan?”

Ben:

“Bir saniye.”

İç ses:

“Geçen de öyle dedin, sabah oldu.”

Gündelik hayatın içinde kaybolan küçük bilmeceler

Ertesi gün markete gittim. Kasiyer “kart mı nakit mi?” dedi. Ben o an düşündüm:

“Acaba Ezel Erverdi de bir gün markette böyle sıradan bir cümle kurmuş mudur?”

Beyin gerçekten tuhaf çalışıyor. Bir konuyu çözemeyince her şeye onu iliştiriyor.

Marketten çıkarken iç sesim:

“Artık bırak.”

Ben:

“Tamam.”

İki saniye sonra:

“Ama Ezel Erverdi kimdir gerçekten?”

Kısa bir iç monolog: Kabul aşaması

Bazen insan bazı soruların cevabının olmamasını kabul etmeli.

Ama ben etmiyorum tabii.

Çünkü İzmir’de 25 yaşında olup da her şeyi fazla düşünen biriysen, beynin sana sürekli şöyle diyor:

“Bu konu kapanmadı.”

Ve sen yatakta dönüp duruyorsun.

Ezel Erverdi kimdir? sorusunun metaforik evrimi

Bir noktadan sonra fark ettim ki bu soru artık gerçek bir kişiyi aramıyor. Daha çok zihinsel bir boşluğu temsil ediyor.

Ezel Erverdi kimdir?

Belki de:

Yarım kalmış bir düşünce

Adını hatırlayamadığın bir rüya

Ya da sadece beynin sana oynadığı küçük bir oyun

İç sesim bu sefer daha sakin:

“Bak böyle düşünmek daha iyi.”

Ben:

“Evet ama yine de kim?”

İç ses:

“…”

Arkadaş grubuna final dönüşü

Ertesi gün yine arkadaşlarla buluştuk. Bu sefer konu kendiliğinden açıldı.

Kriptocu arkadaş:

“Ezel Erverdi düşmüş mü?”

Futbolcu:

“Abi bu adam hangi takımda?”

Ben:

“Yok ya, öyle biri yok gibi…”

Sessizlik.

Sonra biri:

“Sen uydurdun galiba.”

Ben o an düşündüm:

“Keşke uydurmuş olsam, en azından kontrol bende olurdu.”

Son düşünce: İzmir’de bir zihnin küçük karmaşası

İzmir’de yaşamak bazen dışarıdan sakin görünür ama içerisi oldukça gürültülüdür. Deniz kenarında yürürken bile kafanın içinde başka bir şehir kurulur.

Ezel Erverdi kimdir? sorusu benim için artık bir kişi değil; zihnin boşlukları nasıl doldurduğunun küçük bir örneği.

Belki hiç önemli değil. Belki de fazla önemli.

Ama kesin olan bir şey var:

İnsan bazen bir ismi değil, kendi düşünme şeklini keşfeder.

İç sesim son kez konuşuyor:

“Şimdi uyuyorsun.”

Ben:

“Tamam.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://reisforum.com.tr https://custompackaging.com.tr https://driedfoods.com.tr Sitemap
https://www.tulipbet.online/Türkçe Forum