İçeriğe geç

Tapu ayırma masrafı ne kadardır ?

Başlangıç: Tarlaya İlk Dokunuş

Kayseri’nin kenar mahallelerinden birinde büyüdüm. Şehir merkezine uzak, rüzgârın sesiyle saatleri anlayabildiğin, toprağın kokusunun insanın içine işlediği bir yerde. Çocukluğumun büyük kısmı okuldan çok tarlalarda geçti diyebilirim. O zamanlar bunun bir “iş” olduğunu bile bilmezdim. Benim için sadece koşmak, düşmek, kalkmak ve toprağın üstünde saatlerce gökyüzüne bakmaktı.

Babamın elleri hep sertti. Tırnaklarının arasına dolmuş toprak hiç çıkmazdı. Bir gün ona bakıp “Baba, tarlalar pardellenir mi?” diye sorduğumu hatırlıyorum. O an yüzünde garip bir ifade oluşmuştu. Ne gülümseme vardı ne de kızgınlık. Sanki sorunun kendisi bile havayı değiştirmişti.

Ben o kelimeyi yanlış mı söylüyordum, yoksa gerçekten köyde böyle mi deniyordu bilmiyorum. Ama içimde bir yerlerde bu soru hep kaldı: Tarlalar pardellenir mi?

Çocukluğun İçinde Bir Kelime: Pardellenmek

Bizim evde kelimeler hep yarım öğrenilirdi. Her şey biraz eksik, biraz aceleydi. Ama duygular çok tamdı. “Pardellenmek” kelimesi de öyleydi. Ne anlama geldiğini tam bilmezdim ama kulağıma hep “bir şeylerin düzelmesi”, “bir şeylerin toparlanması” gibi gelirdi.

Bazen babam tarlaya bakıp sessizleşirdi. O sessizlikte ben, toprağın bile konuştuğunu sanırdım. Annem ise uzaktan seslenirdi:

“Yağmur gelmezse bu sene iş zor…”

Ben ise kendi kendime sorardım:

“Tarlalar pardellenir mi gerçekten? Yani her şey yeniden düzelir mi?”

İçimde umut vardı ama aynı zamanda anlamadığım bir ağırlık da büyüyordu.

Kuraklık Yılı ve İlk Hayal Kırıklığım

Bir yazı hiç unutmuyorum. Kayseri’de güneş sanki yere daha yakın duruyordu. Toprak çatlamıştı. Ayağını bastığında ses çıkarıyordu, sanki kırılan bir şeyler vardı altında.

Babam sabah erken kalkar, öğlene kadar tarlada kalırdı. Ama o yıl tarlaya her dönüşü biraz daha sessizdi.

Bir gün yanında oturdum. Eline baktım. Çatlamış, su görmemiş, yorgun bir eldi.

“Baba,” dedim, “tarlalar pardellenir mi?”

Bu kez bana baktı. Uzun uzun baktı.

“Bilmiyorum oğlum,” dedi. “Ama insan denemeden öğrenemez.”

O an içimde küçük bir şey kırıldı. Belki de ilk kez hayatın her sorunun cevabı olmadığını fark ettim. Ve bu bana ağır geldi.

İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü ben her şeyin düzelebileceğine inanmak istiyordum. Pardellenmek kelimesi benim için tam olarak buydu: Düzelmek.

Toprakla Konuşmayı Öğrenmek

Büyüdükçe tarlalarla ilişkim değişti. Artık sadece oyun alanı değildi. Artık her çatlak, her kuru toprak parçası bir şey anlatıyordu.

Bir gün babam bana küreği verdi. “Kaz,” dedi. “Toprağı hisset.”

İlk kazdığımda ellerim titredi. Toprak sertti. Sanki bana direniyordu. Ama kazmaya devam ettikçe altından daha nemli, daha canlı bir katman çıktı.

İçimdeki his çok garipti. Sanki toprağın altında saklanan bir hayat vardı ve ben onu yavaş yavaş ortaya çıkarıyordum.

O gün içimden geçen şeyi hiç unutmadım:

“Belki de tarlalar pardellenir mi sorusunun cevabı, kazmaya devam edip etmemekte gizlidir.”

Yağmurun Geldiği Gün

Okumaya Değer: Tacettin dergahında kim yatıyor ?

Bir gün sabah uyandığımda hava farklıydı. Gökyüzü griydi ama korkutucu değil, umutlu bir griydi. Rüzgâr bile farklı esiyordu.

Babam kapının önünde durdu ve sadece şunu söyledi:

“Yağmur geliyor.”

Ve gerçekten geldi.

İlk damla toprağa düştüğünde çıkan sesi hâlâ hatırlarım. Sanki toprak ilk kez nefes alıyordu. Kurumuş çatlaklar yavaş yavaş doluyordu. Koku değişti. O an insanın içine işleyen bir ferahlık vardı.

İçimde bir sevinç patladı ama aynı anda bir şey de düşündüm:

“Tarlalar pardellenir mi? Belki de evet… ama zamanla.”

Babam o gün hiç konuşmadı. Sadece tarlaya baktı. Ama gözlerinde yıllardır görmediğim bir hafiflik vardı.

Yıllar Sonra Geri Dönüş

Aradan yıllar geçti. Şehirde yaşamaya başladım. Beton binalar, hızlı günler, bitmeyen telaşlar… Ama toprak kokusu hiçbir zaman içimden çıkmadı.

Bir gün tekrar köye döndüm. Tarlalar değişmişti. Bazı yerler boş kalmıştı, bazı yerler ise yeni ekinlerle doluydu. Ama en çok değişen şey içimdeydi.

Babam yaşlanmıştı. Yavaş yürüyordu ama hâlâ tarlaya gidiyordu.

Yanına oturdum. Uzun süre konuştuk. Sonra bir sessizlik oldu.

Ve ben yine sordum:

“Tarlalar pardellenir mi baba?”

Bu kez gülümsedi. İlk defa.

“Bazen,” dedi. “Ama bazen de insanın içi pardellenmez.”

O an boğazım düğümlendi. Çünkü onun sadece tarlalardan bahsetmediğini anladım.

İçimdeki Toprak

O gün anladım ki tarlalar sadece toprak değildir. İnsan da bir tarladır. Kurur, çatlar, yağmur bekler.

Ben şehirde yaşarken içimde birçok şey kurumuştu. Umutlar, beklentiler, çocukluk hayalleri…

Ama köye her dönüşümde içimde küçük bir şey yeniden yeşeriyordu.

İçimden kendime şunu söyledim:

“Eğer tarlalar pardellenir mi diye soruyorsam, aslında kendimi soruyorum.”

Umarız “Tapu ayırma masrafı ne kadardır” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Aksansaglik ekibinden sevgilerle!

Son Bir Sahne: Sessiz Akşam

Bir akşamüstü babamla tarlanın kenarında oturduk. Güneş yavaş yavaş batıyordu. Gökyüzü turuncuya dönmüştü.

Hiç konuşmadık. Ama o sessizlikte çok şey vardı.

Toprağa baktım. Yağmurdan sonra yeniden canlanmıştı. Ama eski kuraklığın izleri hâlâ bazı çatlaklarda duruyordu.

İçimde garip bir huzur vardı. Ne tamamen mutlu, ne tamamen üzgün… ikisinin ortasında bir yer.

Ve o an kendime son kez sordum:

“Tarlalar pardellenir mi?”

Cevap gelmedi. Ama belki de cevap hiç kelime olmamıştı.

Belki de cevap, toprağın kendisiydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://reisforum.com.tr https://custompackaging.com.tr https://driedfoods.com.tr Sitemap
https://www.tulipbet.online/